2 Mart 2010 Salı

Mektubunu gözyaşıyla yazan aşık!


Sevgilisinin yanına akılla varıp mest dönen, evvelden hazırladığı bütün sözleri onun yanına varınca unutup söyleyemeyen bir aşık tanıdım. Mektuplar yazmak, hiç olmazsa meramını mektupla anlatmak istiyordu. Sevgiliyi tenha bulamayan, onu tenha bulduğu zaman da kendini bulamayan bu aşık mektuplarını gözyaşıyla yazıyor, hokkasında kuruyan mürekkebi gözyaşıyla açıyor, inceltiyor, her seferinde sevgiliye taze gözyaşlarını gönderiyordu. Nihayet bir seferinde parmağını kesti ve kendi kanıyla yazdı mektubunu. Sevgili bunu okuyunca onun kendisini gerçekten sevdiğini anladı.En güzel Çin mürekkeplerinden daha kırmızı bir mürekkeple yazılmıştı çünkü.

Katre-i Matem'imden İnciler


Lale!.. İstanbul’da söylenen en zarif kelimedir… Nisan ve mayıs aylarını süsleyen bir sehl-i mümteni… Bir yaratılış şahikası, bir güzellik masalıdır.
Lale bir ilham; güzellik uğuldar renklerinde, sevgiler coşar yapraklarında. Lale bir güzel bahçe,şevk ile yürünür tarhlarında ve şavklar açılır altı yöne altı yaprağından.Lale hasbi bir tebessüm,kalbi bir aydınlık… Lale bir aşkın adı; bir derin hüzün buketi… Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere,paslı demirler parlak gümüşlere,yavuz bakışlar tatlı gülüşlere döner birden;lale ile uğruna can verilecek bir sevgili yaşar içimde.Lale başıma taç ve ben ona muhtaç.İstanbul toprağına düşmeyince bir lale renge durmaz yaprağı, gülümsemez çiçeği.Bakir kaselerinde demlenmiş düşler getirir lale hayatımıza ve yaşama sevinci vurur kalplerimizin duvarlarına.Kapa gözlerini ve dinle saki, bir İstanbul lalesinin çığlıklarını duyuyor musun?!.. İstanbul’a çıkmayan bir lale yolu,laleye çıkmayan bir İstanbul kadar kayıptır, yitiktir.Rüzgarları toplayan hüzünler ağlar yoksa İstanbul bahçelerinde ve bir kabir başında ışıklar yas tutar gibi laleler ağlar seher vakitlerinde.
Tıpkı benim gibi…

23 Şubat 2010 Salı

ALLAH İÇİN DEĞİŞMEKTİR,ALLAH AŞKINI YAŞAMAK..


''Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar.

Aşk bir milad demektir...

Şayet aşktan önce ve aşktan sonra aynı insan olarak kalmışsak,yeterince sevmemişiz demektir...

Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir...''

Tebrizli Şems

ALLAH İÇİN DEĞİŞMEKTİR,ALLAH AŞKINI YAŞAMAK...

''Sevdiğiniz kişilerin dertlerini dert, sevinçlerini kendinize mutluluk edineceksiniz. Bir annenin çocuğuna duyduğu bir şefkat ile sevecek ve bu sevgi bir aşka dönecektir.Tabi ki Allah aşkı insanlara karşılıksız sevme ile fedakârlık ile zuhur edecek.

Allah'ın bir doğrusunu bile söyler iken, kırmadan incitmeden şefkatle ve kalbinizin sıcaklığı ile sunacaksınız herkese...

İŞTE O SİHİRLİ CÜMLE DEĞERİNİ BULACAK...''

SADECE SEVGİYLE SÖYLENEN SÖZLER,GÖSTERİLEN DAVRANIŞLAR KALBE GİRER,TESİR İCRA EDER İNSANLARDA....
KALPTEN SÖYLENEN SÖZLER KALBE GİRERLER ANCAK..

BUNUN İÇİN BİR DE ŞU GERÇEK VARDIR Kİ;BİRİNE NE SÖYLEDİĞİMİZDEN ÇOK,HANGİ DUYGULARLA NASIL SÖYLEDİĞİMİZ ÖNEMLİDİR..

SÖZLERİMİZDEN ÇOOKK DAHA ETKİLİ OLAN SES TONUMUZ,BUNU SÖYLERKENKİ VÜCUT DİLİMİZ VE TÜM BUNLARI VAREDEN NİYETİMİZDİR KARŞIMIZDAKİNİN GÖRDÜĞÜ,ALGILADIĞI VE DEĞER VERDİĞİ....

BU ÖMÜR,ÖYLE DE BÖYLE DE BİR GÜN BİTECEK...

BİRİNİ MUTLU ETTİĞİMİZDE,ONUN YAŞADIĞI MUTLULUĞUN ANINDA EN AZ 2 KATINI YAŞATIR ALLAH BİZE..

MUTSUZ ETTİĞİMİZDE DE YİNE EN AZ 2 KAT MUTSUZ OLURUZ O KİŞİDEN...

İŞTE BU YÜZDEN ŞEYTANIN EN BÜYÜK DİLEĞİ,BİZİ HEMEN HERKESLE DÜŞMAN KILMAKTIR.DİLER Kİ,KİMSE KİMSEYİ MUTLU ETMESİN VE HERKES BU HAYAT LÜTFUNU İKİ CİHANDA DA MUTSUZ GEÇİRSİN..

BU İÇİNDİR Kİ, İKİ DÜNYANIN EN MUTLU İNSANLARI,KENDİLERİNİ SEVMEYENLERİ DAHİ SEVMEYE ADANANLARDIR..

BAŞKALARININ MUTLULUĞU İÇİN YAŞAYAN GÖNÜL İNSANLARIDIR..

ZİRA İNSAN KALBİ,KENDİSİNİ GERÇEKTEN SEVDİĞİNE İKNA OLDUĞU BİRİNİ SEVMEDEN EDEMEZ..

İŞTE ONLAR BU GERÇEĞİ BİLEN VE DÜŞMANLARINI DA KENDİLERİNE DOST EDEBİLEN GÜZEL İNSANLARDIR..

ALLAH CÜMLEMİZİ ONLARDAN EYLESİN..

ALLAH SONSUZ RAZI OLSUN..

2 Ocak 2010 Cumartesi

1329 sene geçti.Ne değişti ki ?!...


Tarih 10 Ekim 680, günlerden Cuma, vakit öğleden sonra ikindi.
Yer; Kerbela,
Eli silah tutan bütün erkekler kılıçtan geçirilmişti. En son şehit de Muhammed evladı Şehitler şahı İmam Hüseyin’di. Bir tarih kana bulanmıştır, figana bulanmıştır, Kanla yazılmıştır.
Tarih de tekerrürden ibârettir. Tarihden ders alınırsa bir daha tekerrür etmez. Eğer ders alınmazsa Kerbelalar devam eder. İşte amaç o dersi almaktır. O olayı yapanları, o olayların faillerini kınayıp, yüreğimizde mahkum etmezsek, Zalimin zulmü devam eder. Zalimin zulmünü lanetlemiş bir inancın sahipleri olarak intikamcılığın peşinde olmamız asla söz konusu olamaz. Yüreği kinle yüklü bir toplumun geleceği de olmaz ve güzel bir yaşam da kuramaz. Çünkü, güzel bir yaşam tüm istediğimiz, geçmiş ve geleceği bir birine bağlı bir çevrede kurulabilir ancak…
Bu olay; dünya tarihinde insanlığın sürekli izlediği hayrın ve şerrin kavgasıdır.
Bu olay; zulme, batıla, yalana, talana, ahlaksızlığa ve dünya menfaatlerine tapmaya karşı, bilerek, isteyerek ve can verilerek yazılmış destanın adıdır.
Bizler bu destan önünde durup, Gerçege Hû, diyoruz.
Kuran-ı Kerim de de hak yolda olanlar nasıl tarif ediliyor bir bakalım:

“De ki; Kur’ana ister iman edin, ister etmeyin, kendilerine ilim verilmiş olanlara o (sözlerimiz) okunduğu zaman saygıyla yüzüstü kapanır secde ederler.”[28]

“Ve ağlayarak yüzüstü kapanırlar (secde ederler) Bizi anmak onların ruhlarında ki sevgiyi arttırır.”[29]

Hz. Peygamber efendimiz de buyurur ki: “İki göz vardır ki kör olmaz. Biri vatanını bekleyip nöbet tutan, diğeri Allah rızası için gözyaşı dökendir.”



Hz. İmam Ali de; Mısır valisine mektup yazarak şu öğüdü verir; “Halka merhametle muameleyi adet et. Onları sevmeyi, onlara karşı yiyeceklerini, içeceklerini ganimet bilen yırtıcı bir canavar kesilme. Çünkü; halk iki sınıftır. “Bir kısmı dinde kardeştir sana, öbür kısmı yaradılışta eştir sana.”

Evet Kerbala ayrımcılığın, nefretin, intikamcılığın adı değil. O manevi şemsiyenin altında bir olup sevgiyle insanlığı kucaklamanın adıdır. İmam Hüseyinler olmanın adıdır. Yollarını sürmenin adıdır ve kanla, canla yazılmış bu mesajın sırrına ermenin adıdır. Bu mesaj tüm insanlığa ve insan olanlaradır.

Allah’a muhabbet arttı mı hüzün de artar. Gözyaşıyla içiniz yıkanır ve temizlenir. Hüzün bizi Allah’a yakınlaştırır. Bedenin abdesti su ile, nefsin abdesti gözyaşıyla, aklın abdesti ilim ile, ruhun abdesti ise aşk ve muhabbet iledir. Gözyaşı nehire benzer, nehrinde amacı ummana karışmaktır.

1329 yıl geçti ne değişti ki? Hala zalim aynı zalim. Mazlum yine aynı mazlum.O gün cihan serveri imamı katleden zalimlerin kılıçları bugün hak yolda olanlara yine çevrilmiş bulunmaktadır.Tarafımızı seçmek zorunda değil miyiz?O zaman olaylara seyirci duran Kufe halkı gibi mi olacağız yoksa Kerbela çölünde hak yolda ölen 72 şehid gibi mi olacağız?

Şüphesiz ki Hüseyn bizden biz de ondanız.
Selam sevgi ve dua ile.